• FelsefeSinifi.Com
    • "Felsefe merakla başlar" Platon
    • Felsefe yapmak mı lazımdır diyorsunuz, o halde felsefe yapmak lazımdır. Felsefe yapmamak mı lazımdır diyorsunuz, bunu yapmak için yine felsefe yapmak lazımdır. (Aristoteles)
Üyelik Girişi
E-Haber
Site Haritası
Hava Durumu
Anlık
Yarın
7° 1°

b) Varlığı İdea Olarak Kabul Edenler

Varlığın ilk ve en önemli ögesinin idea olduğunu öne felsefi öğretiye idealizm denir. Varlığı idea kabul eden filozoflardan Platon, Aristoteles, Farabi ve Hegel'dir.

* Platon (M.Ö. 427–347) : İdealizm kurucusudur. Platon, varlık sorununu gerçek varlığın bir ve değişmez olduğunu ileri süren Parmenides'in görüşleriyle Herakleitos'un oluş felsefesini birleştirerek çözmeye çalışmıştır.

Platon'a göre birbirinden tamamen farklı iki dünya (evren) vardır. Biri nesneler dünyası, diğeri idealar dünyasıdır. Nesneler dünyası sürekli olarak oluşan, değişen ve yok olan objelerin dünyasıdır. İdealar dünyası öncesiz ve sonrasız (ezeli ve ebedi) olan evrendir.

 Platon'a göre günlük yaşamda görülen her şeyin (iyi, güzel, insan, at, ağaç vb.) bir ideası vardır. Tüm ideaların üstünde yer alan "İyi ideası"dır.

 * Aristoteles ( M.Ö. 384–322) : Aristoteles de varlığın ilk ve en önemli öğesinin idea olduğu görüşündedir.

Aristoteles varlığı "idea" olarak kabul etmektedir. Ancak, 0na göre "idea" varlığın dışında (bir başka evrende) değil, varlığın kendisiyle birliktedir. Yani Aristoteles, Platon’un ifade ettiği varlığın ideası ve görünüşü ayrı ayrı olarak kabul etmez. Aksine idealar ve nesneler dünyası ayrımını yapmaz ve birleştirmeye çalışmıştır.  Aristo "idea"ya varlıkların "form"u (şekli) demiştir. İdea (ide) maddenin şekli (formu) olduğu için maddeden ayrı olamaz. Her oluşumun mutlaka maddesi ve formu vardır. Madde form sayesinde gerçek olur. 

Örneğin mermerden yapılmış bir heykeli düşündüğümüzde, heykelin maddesi mermerdir. Formu(ideası) ise sanatçının ona verdiği biçimdir.  

Aristo'ya göre varlığı oluşturan dört neden vardır. Bunlar maddi, formel(idea), yapıcı ve amaçsal(erekçi) nedenlerdir. Varlık somuttur ve dört unsurdan oluşur. En önemli unsur ideadır. Madde sonradan gelir. Aristo’ya göre en yüksek varlık "saf form" yani Tanrıdır. Bütün varlıklar, "oluş"larını bu ilk hareketi veren doğurucu, oluşturucu saf form'dan alırlar.

 

*Farabi (870-950) :  Buhara'da doğmuştur. İslam müziğinin kurucusu olaraqk bilinen Farabi, tıp ve matematik ile de uğraşmıştır. İslam filozoflarından olan Farabi varlık konusundaki görüşlerinde Aristo'dan etkilenmiştir. Ancak, Farabi bu konudaki düşüncesini, İslam Dini'nin Temel Kurallarına dayandırarak açıklamıştır. Ona göre iki tür varlık vardır. Bunlar mümkün varlık", ve "zorunlu varlık"tır. Zorunluluk varlık, Tanrı’dır. Tanrı ilk varlıktır, Zorunlu varlık olan tanrı mümkün varlıklara var oluş verir. Yani mümkün varlıkların Tanrıdan türediklerini ve kendi kendine var olamayacaklarını ifade etmektedir

Bütün varlıklar varlıklarını bu "saf iyilik ve akıl" olan Tanrı'dan alırlar. Tanrı kendi başına vardır. O, varlığını hiçbir şeyden almamıştır, öncesi ve sonrası yoktur. "Saf ve mutlak akıl" (ilk akıl) (Tanrı) dereceli olarak varlık tabakalarını yaratmıştır. Bu tabakalaşma ilk varlıktan başlayarak, nesneler dünyasında, madde'ye kadar inmiştir.

*Hegel (1770-1831): Varlık nedir? Sorusuna Alman filozof Hegel de "İdea"dır biçiminde cevap vermiştir. Varlık anlayışını ideaya dayandırır. Ancak o idea yerine, "mutlak ruh" adını verdiği "Geist"  kav­ramını kullanmıştır.

Varlık; mutlak ruh'un, (aklın) kendi kendini aşması, bir amaca doğru ilerlemesi, kendini bulması, kendi bilin­cine ve özgürlüğüne varması sonucunda oluşur.

İdea kendini, tez, antitez, sentez şeklinde diyalektik bir süreçle aşama aşama açar. Yani varlığın değişen ve gelişen bir yönün olduğunu ileri sürerek diğer idealist düşünürlerden ayrılır. Değişen ve gelişen bu ideaya Hegel, “geist (tin)” adını verir. Diyalektik işleyiş üç aşamada gerçekleşir:

A) Tez aşaması: bu aşamada idea tanınmak ve bilinmek için kendine bir gerçeklik kazandırmayı istemektedir.

B) Antitez aşaması: mutlak idea kendi dışında doğada ortaya çıkar ve idea olur. Kendi dışında doğada nesnel bir şey olur, kendine yabancılaşır ve çelişkili bir duruma düşer. Bu çelişki sentez aşamasını zorunlu kılar.

C) Sentez: İdea üçüncü aşamada çelişkiden kurtulur, tam bilince ulaşır. Böylece varlığın temeli olan geist yine kendine dönmüştür.

(Diyalektik kavramı, başlangıçta tartışma sanatı anlamında kullanılmıştır. Karşıtlıkları kullanarak gerçekleştirilen akıl yürütme biçimidir, Bir fikirden ya da ilkeden içerdiği olumlu ve olumsuz bütün düşünceleri çıkarma yöntemine diyalektik denilmektedir.)



E-Hizmetler

Günün Sözü

Öfkeli bakan değil, akıllı bakan korkunç ve tehlikeli görünür: Kuşkusuz insan beyni aslanın pençesinden daha korkunç bir silahtır. (Arthur SCHOPENHAUER)

Nerede canlı bulduysam, orada güç iradesi buldum; hizmet edenlerin iradesinde bile efendi olma iradesi buldum. (NIETZSCHE)

Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir. (NIETZSCHE)

Saat
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi14
Bugün Toplam922
Toplam Ziyaret580296