• FelsefeSinifi.Com
    • "Felsefe merakla başlar" Platon
    • Felsefe yapmak mı lazımdır diyorsunuz, o halde felsefe yapmak lazımdır. Felsefe yapmamak mı lazımdır diyorsunuz, bunu yapmak için yine felsefe yapmak lazımdır. (Aristoteles)
Üyelik Girişi
E-Haber
Site Haritası
Hava Durumu
Anlık
Yarın
16° 3°

Güzelliğin Felsefesi

Felsefe tarihi boyunca güzellik problemi filozofların çoğunu ilgilendirmiştir. Güzelin ne olduğu konusunda sanatçıdan sanatçıya olduğu kadar filozoftan filozofa farklı düşünceler ortaya çıkmıştır. Aşık Veysel: " güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa" derken güzelliği onu algılayanın gönlüne, beğenisine bağlar.

Biz hoşumuza giden bir manzara karşısında ya da dinlediğimiz bir müzik karşısında yalnız haz almakla kalmaz, aynı zamanda yaşadığımız estetik durumu bir değer yargısı ile ifade ederiz. Güzel bir manzara, güzel bir müzik gibi. O halde güzel ya da güzellik estetik olayın ayrılmaz bir parçasıdır. Buna göre güzellik nedir? Bu soru bir güzellik felsefesinin varlığına götürür ve estetik sorunlar arasında ilk sorulan soru olur.

Güzelliğin bir felsefe sorunu olması Platon ile başlar. Platon’a göre gerçek güzellik, gördüğümüz nesnelerin oluşturduğu evrendeki güzellikler olmayıp idealar evlerindeki “güzel” ideasıdır. Tabiatın güzelliği, güzel ideasından pay aldığı ölçüde bize güzel görünür. Yani tabiatın güzelliği, asıl güzellik değil, güzelliğin kopyasıdır.

Bir sanat tarihçisi, bir mimari eseri “kim, ne zaman niçin, nasıl yapmış” gibi sorularına cevap ararken uzmanlık alanıyla ilgili bilgi edinmiş olur ancak estetik tavır içinde olmaz. O daha çok bilimsel bir tutum takınır. Dolayısıyla estetik yaşantı değil, bilimsel deneyim yaşamış olur. Sanat eseri, estetik bir nesnedir;yani “güzel olması” beklentisiyle yapılmış bir şeydir. Her sanat eserinin yapıldığı bir maddesi vardır. Taşlar, madenler, bez parçaları, kâğıtlar, boyalar, sesler veya kelimeler vb. sanat eserinin maddesini oluşturur. Bu maddeler bilim adamının ve zanaatçının elinde kullanılacak bir araca dönüşürken sanatçının asıl kaygısı kullanım veya işe yararlık değil güzelliktir.

Nesnelerdeki güzelliği bulmaya yönelik ilgimiz ve dikkat olarak adlandırılır. Estetik dikkat, estetik nesneyi oluşturan maddi unsurlara yönelik değil, onların bir kompozisyonla bir araya gelerek oluşturdukları bütünde aradığımız soyut bir şeydir.

Güzel ve çirkin, iyi ve kötü, hoş ve yüce, doğru ve yanlış günlük hayatta sıkça kullanıldığımız kavramlardır. Peki, bunlar arasında nasıl bir ilişki vardır? Platon’a göre güzel  olan, iyi ve doğru olandır; iyi ve doğru olan da güzel. Dolayısıyla güzeli kavrayan kişi, iyiyi de kavramış olur. Güzel olan, aynı zamanda hoş ve yücedir. Kant, Platon’un özdeşleştirmesine katılmaz. Bunların hepsi birbirinden farklı anlamlara sahiptir. Güzellik estetikle, iyilik ahlakla, doğruluk bilgiyle, hoşluk hissi bedensel zevkle, yücelik ise doğa ve tanrıyla ilgilidir. Güzel, insanlarda estetik haz ze heyecan uyandırır. İyi, davranışlarımızla ilgidir ve bazı davranışlardan zevk hoşumuza gitmese de iyidir.

Aristoteles'e göre güzellik bir ahenk, orantı ve düzendir. Bu nedenle orantıdan yoksun olan hiçbir şey güzel olamaz.

Bir bakışta göremeyeceğimiz kadar büyük olan ya da mercekle göremeyeceğimiz bir eser güzel olamaz. Güzel, insanın algılama sınırlarını aşmamalıdır.

İki tür güzellik söz konusudur. Doğanın güzelliği ve sanat eserinin güzelliği. Estetiğin ana  konusu güzelliktir ve bu yüzden estetik, sanat eserindeki güzelle de ilgilenir, doğadaki güzelle de. Estetiğin sanat felsefesinden farkı da budur. Güzel niteliği taşıyan şeylere estetik nesne denir. Kant’a göre doğadaki güzellik, yüce olarak adlandırıldığında onu temaşa edende saygı, hayranlık, şaşkınlık ve ürperti duyguları uyandırır. Gerçek güllerin güzelliğinden yapay güller yapmayı öğrenebiliriz, kuşların ağaç dallarına yuva yapması izleyerek yapay dallar ve yuvalar yapabiliriz: Doğadaki güzeli taklit edebiliriz.

Sanata Felsefi Bakış Sanata Kuramsal Yaklaşım I Güzelliğin Felsefesi Sanat Eserinin Nitelikleri I Sanat, Sanatçı ve Toplum İlişkisi I Evrensel Güzel Var mı?



Günün Sözü

Öfkeli bakan değil, akıllı bakan korkunç ve tehlikeli görünür: Kuşkusuz insan beyni aslanın pençesinden daha korkunç bir silahtır. (Arthur SCHOPENHAUER)

Nerede canlı bulduysam, orada güç iradesi buldum; hizmet edenlerin iradesinde bile efendi olma iradesi buldum. (NIETZSCHE)

Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir. (NIETZSCHE)

FelsefeSınıfı.Com'da Ara
Saat
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam179
Toplam Ziyaret1519046