• FelsefeSinifi.Com
    • "Felsefe merakla başlar" Platon
    • Felsefe yapmak mı lazımdır diyorsunuz, o halde felsefe yapmak lazımdır. Felsefe yapmamak mı lazımdır diyorsunuz, bunu yapmak için yine felsefe yapmak lazımdır. (Aristoteles)
Üyelik Girişi
E-Haber
Site Haritası
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 33° 10°
Felsefe Nedir?

 

Sözcüğün kökeni bakımından "bilgelik sevgisi" (philo-sophia) anlamına gelen ve bilgisel bir etkinlik olan felsefenin "ne olduğu" sorusu, filozofların çağlar boyunca hep sordukları ve kendi düşünceleri çerçevesinde yanıt vermeye çalıştıkları bir sorudur. Örneğin Hegel'e bakılırsa "felsefe çağın düşüncede özetlenmesidir"; Wittgenstein'a göre felsefe "bir öğreti veya öğretiler bütünü değil, bir etkinliktir"; Jaspers ve Heidegger'e göre ise, "felsefe yapmak", "düşünmeyi yola sürmek, düşünmede yolda olmaktır". Felsefe kimi zaman bir "öğreti", kimi zaman bir "yaşam bilgeliği", kimi zaman da "bilimlerin kraliçesi" yani bütün bilimlerin ondan çıktığı "temel bir bilim" olarak görülmüştür. Felsefenin ne olduğuna yönelik çeşitli filozofların farklı yanıtlar ortaya koymaları, "felsefe nedir?" sorusunun da "bir felsefe sorusu" olmasından kaynaklanır. Öyleyse, "felsefenin kendisinin ne olduğunu" da soracak olan felsefi bilginin yapısını ortaya koyabilmek için, onun soru sorma biçimini göz önünde tutmak, filozofların ne türden sorular sorup, bunlara nasıl yanıtlar verdiklerine, yani onların "felsefe yapma" biçimlerine bakmak gerekmektedir.

 

Felsefe diğer bilgisel etkinliklerden, kendine özgü soru sorma biçimiyle ayrılabilir. Felsefe sorularının genel formülü şu şekilde ortaya konabilir: "...nedir?" Örneğin, "adalet nedir?", "özgürlük nedir?", "bilgi nedir?", "bilim nedir?", "felsefe nedir?" şeklinde sorulan sorular hep felsefe sorularıdır. Bu anlamda felsefe soruları "nelik" ve "anlam" sorularıdır. Filozoflar, konu edindikleri kavramların neliğini, ne olduğunu, bu kavramların anlamlarını sorarlar. Bunun en iyi örneği, Platon'un Menon diyalogunda bulunabilir: Bu diyalogda Menon'un "erdem öğretilebilir bir şey midir?" sorusuna, Sokrates'in yanıtı "erdemin öğretilebilir bir şey olup olmadığını bilebilmek için, öncelikle ‘erdemin ne olduğu'nu bilmek gerekir" şeklinde olmuştur. Buradan da açıktır ki, filozof, diğer birçok şeyi işin içine katmadan önce, konu / nesne edindiği kavramın neliği, anlamı bakımından bir açıklığa, konu edinilenin felsefi bilgisine ulaşmalıdır.

Felsefe "... nedir?" türünden sorular sorarak, konu edindiği kavramın anlamını ortaya koymaya çalıştığına göre, burada şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Filozoflar kavramlarla iş görürler. Varlık, varolan, bilgi, özgürlük, anlam, adalet, erdem, insan, insan hakları, devlet vs. Bütün bunlar filozofların anlam bakımından aydınlatmaya çalıştıkları temel felsefe kavramlarıdırlar. Bilgisel bir etkinlik olarak felsefenin üzerinde iş gördüğü kavramları sayı bakımından sınırlamak da olanaklı değildir. Her filozof, felsefenin tarihi boyunca üzerinde düşünülmüş kavramlara yenilerini ekler. Son dönem Fransız filozoflarından Deleuze'ün de dediği gibi, "filozoflar kavram(lar) yaratırlar". Filozoflar yarattıkları / konu edindikleri kavramların ne olduklarını sormaya başladıklarında, kendi düşünceleri de bir sorgulama yoluna girer. Felsefi düşünce, her ne kadar her zaman ortaya konmuş olan soruya uygun bir yanıt veremeyecek olsa da, ele alınan kavramla ilgili genel kabullerin, bilindik, dogmatik varsayımların, tek sözcükle ifade edersek, sanıların (doksa) ötesine geçerek sorgulamasını sürdürür. Bu nedenle felsefi düşünce, eleştirel, sorgulayıcı bir tutum içinde olmak durumundadır.

Sorgulayıcı, eleştirel bir tutum içinde düşünmeyi sürdüren filozof, ele aldığı kavrama ilişkin bütünsel bir kavrayış geliştirir. Bu nedenle felsefe, her ne kadar tek tek durumlardan, olgulardan hareket etse de, bunların ötesine geçerek "genel"i yakalamayı amaçlar. Örneğin, adaletin neliğini soru konusu edinen bir filozof, içinde yaşadığı toplumdaki kimi adaletsiz durumları göz önünde tutarak "adil olan" ile "adil olmayan"ın ne olduğunu söyleyebilmek için, "genel olarak" adaletin ne olduğunu ortaya koymaya çalışır. Böylesi bir bütünlüklü kavrayış, felsefe dışındaki diğer bilgisel etkinliklerde, örneğin tek tek bilimlerde sözkonusu olmayan bir kavrayıştır. Öyleyse bu türden bir kavrayış sağlamak felsefenin ayırıcı bir özelliğidir.

 

 

*II. FELSEFE ÖĞRETMENLERİ KONGRESİ FELSEFE DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI TASLAK ÖNERİSİ'nden alıntılanmıştır.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      9229 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Günün Sözü

Öfkeli bakan değil, akıllı bakan korkunç ve tehlikeli görünür: Kuşkusuz insan beyni aslanın pençesinden daha korkunç bir silahtır. (Arthur SCHOPENHAUER)

Nerede canlı bulduysam, orada güç iradesi buldum; hizmet edenlerin iradesinde bile efendi olma iradesi buldum. (NIETZSCHE)

Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir. (NIETZSCHE)

FelsefeSınıfı.Com'da Ara
Saat
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam68
Toplam Ziyaret1416458