• FelsefeSinifi.Com
    • "Felsefe merakla başlar" Platon
    • Felsefe yapmak mı lazımdır diyorsunuz, o halde felsefe yapmak lazımdır. Felsefe yapmamak mı lazımdır diyorsunuz, bunu yapmak için yine felsefe yapmak lazımdır. (Aristoteles)
Üyelik Girişi
E-Haber
Site Haritası
Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 2°

SANATÇI VE YAPITI (Etkinlik)

SANATÇI VE YAPITI

 FELSEFE
11
80 dakika
SANAT FELSEFESİ
Görsel materyal okuma, yorumlama, bilgi edinme.
4. Sanatçının kim olduğunu ve nasıl ürettiğini kavrar.
“Sanatçı”, Kazimir Maleviç, Modernizmin Serüveni, YKY, Hazırlayan: Enis Batur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                  SÜREÇØ  Ek-1’de bulunan Kazimir Maleviç’in “Sanatçı” adlı metni sınıfta yüksek sesle okunur.Ø  Metne dayalı olarak öğrencilerden ‘sanat’ ve ‘sanatçı’ kavramlarını açıklamaları istenir.Ø  Ek- 2’de bulunan sürrealist  Jeffrey Michael Harp’ın  (Victorian Surrealism), kübist  Juan Gris’in,  soyut ressam Keith Garrow’un, Leonarda Da Vinci’nin, Osman Hamdi Bey’ın çalışmaları ve bir mağara duvarı çizimi gösterilir.Ø  Çalışmalarını incelediğimiz ressamların/ sanatçıların bizim görmediğimiz ve sanatçının bize göstermek istediği, Maleviç’in tanımladığı “giz”i bulmaları istenir. Ø  Sınıf  6 gruba ayrılır ve her biri gruba 1 resim verilir. Maleviç’in bakış açısıyla (sanatçı-sanat eser-evren ilişkisiyle) resmi yorumlamaları istenir. Yorumlarını kısaca not etmeleri istenir. Grubun belirlediği bir sözcü, resimle ilgili görüşlerini açıklar.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                          DEĞERLENDİRME

  1. Maleviç’e göre sanatçının üzerinde çalıştığı, sanatın nesnesi nedir?
  2. Maleviç’e göre, eski ve yeni sanat ayrımı nasıl ortaya çıkmıştır?
  3. Metinden hareketle sanatçı ve yapıtı arasındaki ilişki hakkında neler söyleyebilirsiniz?

 

 

 

 

 

 

 

EK:1                                                  SANATÇI Kazimir Maleviç Görülmeyen ve bitip tükenmeyen formlar evrenini gözümün önüne getiri­yorum.Sonsuz evren, bana görünmeyende yer alıyor.Ben kendimden söz edeceğim; çünkü başkalarının, evreni nasıl tasarımla­dığını bilmiyorum.Hemcinslerimin her biri, evreni kendine göre tasarımlıyor.Ve çoğunluk, hazırlop olanı benimsiyor.Renk sanatçısı, ses sanatçısı ve oylum  (heykel) sanatçısıGizli evreni keşfeden ve onu gerçeğe dönüştüren kişilerdir.Giz, ortaya serilmiş bir gerçeklik olarak duruyor ve her gerçeklik sonsuz olarak çeşitli çokşekilli.İnsan, sanatçı tarafından keşfedildi ve yüzyıllar sonra yetkinliğe ulaştı.Sanatçı, evreni keşfeder ve onu insana sunar.Daha önceki sanatçılar, güneş ışığının canlılığını, sisleri bilmiyorlardı. İnsan ve hayvan şematikti.Bu sanatçılar, peyzajları ve gökyüzünün yapraklan üzerindeki yansısını da görmüyorlardı.        Doğada, simetriyi buluyorlar ve ağaçların cinsini öğreniyorlardı.         Böylece herkes birbirinden sonsuzcasına farklı görüyordu.         Ve dostunun göremediği şeyi, yani kendi görünümünü anlatıyordu.          İlkel sanatçıdan günümüze kadar bütün tablolar bir araya getirilirse:          Evrenin form olarak nasıl evrildiği ve şimdi ne gibi ilginç ekler yapıldığı görülecektir.Evrenin ya da nesnenin sınırını bir başka tarzda gören olağanüstü kişiler,aracı yarattılar ve sınıra ilişkin bir dizi yorumu çoğaltarak ve gördük-da parçalara ayırarak, kendilerinden daha küçük kişileri, bu araçlara uyandırdılar.        Bundan ötürü, şeylerin evrenin gerçekçiliğinin keşfedilmesi, bir bölümüyle sanatçıya aittir.       Buna eşit bir başka bölüm de, şeyleri başka bir biçimde ve ressamınkine karşıt bir tarzda gören bir başka keşfediciye aittir.     Böylece elde edilen sonuçlar topluluğundan, bütün olarak şeyler dünyasının bir tasarmını ediniyoruz.        Dolayısıyla, sanatçının, şeyler arasında bulunması zorunludur; çünkü, yeni bir görümü, doğanın yeni simetrisini keşfeden sanatçıdır ve sanatçı güzellik denen şeyi keşfeder.         Ama güzellik, eğitimin ve alışkınlığın ürünüdür; başlangıçta kimi zaman çirkin olan şey, güzel haline gelir; güzellik ikincildir.         Başka bir deyişle, duyuların rahatlığı içine hemen yuvalanan şey, benimsenen ve güzel-olan haline gelir. Bundan ötürü sanatta, yeni bir tipin belli bir takım formları, bir protestoya yol açar. Ve bunlar kabullenilmezler.         Ama kabullenilmez-olan, var olması dolayısıyla, duyuların rahatlığına sızıverir   v e ergeç kaçınılmaz olduğundan, rahatlığı yıkar ve özümlenmiş şeyler arasında kendine bir yer bulur.          Birçok sanatçı, evreni görerek ve onun içine daha derinlemesine girerek, önceki günün hâlâ canlı olan tasarımını yıktıkları için karşı-çıkıcı oldular.         Önceki günün tasarımının ortadan kalkışı ağır ağır gerçekleşmeden önce, bu sanatçılar, şeylerin oluşturduğu ve içinde bulundukları çevreyi zorla bir yana atıyorlar ve bir yenisini kuruyorlardı.         Ama bu sanatçılar, yıllarca yalnız yaşadılar ve hiç kimse onların barınağında dinlemiyordu.         Yeni ve katışıksız evren üzerinde düşünerek, ondan başka hiç kimse yüzünü gösteren Cennet'e doğru yürümüyordu. Birçok talihli kul onun kişiliğinde ölüp gitti ve yerli yığınlar ancak onların ölümünden sonra oraya baskın veriyorlar, gizin örtüsünü keşfediyorlar ve evrene, sanatçının gözleriyle bakıyorlardı.       Sanatçı, evreni başka türlü görmüyorsa, bu görüm sadece onun görümü değilse (çünkü onun gördüğü başkalarının görümüne benzemez) yaratış nedir ki?

      Kazimir Maleviç, “Sanatçı”, Modernizmin Serüveni, Hazırlayan: Enis Batur, YKY, 1998.

                                                 Keith Garrow

Günün Sözü

Öfkeli bakan değil, akıllı bakan korkunç ve tehlikeli görünür: Kuşkusuz insan beyni aslanın pençesinden daha korkunç bir silahtır. (Arthur SCHOPENHAUER)

Nerede canlı bulduysam, orada güç iradesi buldum; hizmet edenlerin iradesinde bile efendi olma iradesi buldum. (NIETZSCHE)

Hep öğrenci kalan insan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir. (NIETZSCHE)

FelsefeSınıfı.Com'da Ara
Saat
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi14
Bugün Toplam364
Toplam Ziyaret1316775